• sky-rie

Her "Şeyde" İyi Olan Kız Hakkında 5 Kısa "Şey"


Fotoğraf: @parlakkitapligim [instagram]


Evet, tamam biliyorum.

Bu kadar "şey" içeren bir başlıktan daha iyisi olabilirdi.


Aslına bakarsanız "şey" kelimesini kullanmaktan olabildiğince kaçınırım. Hiçbir anlamı olmayıp her anlamda kullanılabilen bir kelime olarak ( ki kelime olduğu bile bence şüpheli) bana biraz hile yapmak gibi geliyor. Üstünde çok düşünmeyen ya da tam tersi çok düşünüp de bir çıkış bulamayanların can simidi gibi...

Şimdi diyeceksiniz, madem kaçınıyordun neden kitabın adını İmza: Her Şeyde İyi Olan Kız koyup kapağa da devasa puntolarla yazdın?

Güzel soru.

Ama kendimce güzel cevaplarım da var.

Öncelikle her sanat dalında iyi olan kız ne kulağa güzel geliyor ne de doğru bir durumu ifade ediyor. Ama esas mesele, "şey"in hikâyede bana göre denk geldiği anlam. Bir hile, bir boşluğun doldurulmaya çalışılması, yorumlamanın okuyucuya bırakılması... Elbet "şey" herkesin kulağını tırmalayacak değil, ama ben kapağa her baktığımda "şey"de Masal'ın bütün emeğini onun ayakkabılarını giyerek yayan Ayaz'ın bana göz kırptığını görüyorum. Bir miktar birbirlerine benziyorlar, onca yılın dostluğu sonuçta. Aynı benzetmeleri yapabiliyor, bazen aynı cümleleri kurabiliyorlar. Ama eminim ki Masal'ın yazdıklarının içine Ayaz'ın bir paragrafını koysak ya da Masal'ın resimlerinde Ayaz bir rötuş yapsa, bunu fark ederdik.

Aa bakın, size bir "şey" anlattım bile. ;)


2- Bu hikâye nasıl ortaya çıktı? Korkarım pek de şahane bir an değildi. Güzel güzel yağan yağmuru kahvemi yudumlayarak izlerken havalanan toprak kokusuyla zihnime düşüvermedi. Bir kere, metrobüsteydim. Tam net hatırlamasam da 2018'in kasım ya da aralık ayıydı. Hava soğuk ama kuruydu. Burnuma gelen tek kokuysa egzozdu. Hiç toplu taşıma kullanarak Silivri'ye gittiniz mi bilmiyorum ama insanların İstanbul dışı saydığı Küçükçekmece'den bile 3-3,5 saat sürebildiğinden (gidiş-geliş 6-7) mini bir işkencedir. İşte bu mini işkencenin dönüş aşamasında, Beylikdüzü'nün beton çölünde yol alırken (nedense) geçmişte ancak eserleri ölümlerinden sonra değer görmüş olan o ünlü sanatçıları düşünüyordum. Hem bunu hem de böyle bir durumun günümüzde her şeyi çılgın bir hızda tüketen toplumumuz için hala geçerli olup olmayacağını. Mesela, sosyal medyayı kullanarak mı yayarlardı? Acıklı şeylere bayılıyoruz malum, sanatçının ölü olması nasıl prim yapardı?

Tüm hikâye bu fikirden çıktı ve metrobüsten ineceğim sırada karakterlerin ismi bile aklımda bir köşeye not alınmıştı.



3- Aslında hikâyeyi baştan sona düz bir çizgi izleyerek yazmadım. Yazdığım ilk bölüm bir anı bölümü olan "Gemiler"di. İkinci bölümse yine bir anı bölümü olan "Duvar Yazısı Gecesi-1"di. Olay örgüsünü ve kahramanın yolculuğuna dair her şeyi planladıktan sonra her bir bölümün adını ve o bölümle ilgili önemli olayları ayrı ayrı post-it kâğıtlara yazarak duvarıma yapıştırdım. Vermek istediğim sahnelerin, özellikle de anı bölümleri için, nereye daha uygun olduğunu kağıtları oradan oraya yapıştırarak keşfettim. Sanırım tek eksiğim olaya daha gizemli bir hava verecek kâğıtları birbirine bağlayan kırmızı bir ipti.

Yazmayı bitirene kadar duvarım o criminal tavrını korudu. :D (Sonrasında duvardan sökülüp bir deftere yerleştirildiler tabii, asla çöpe gitmedi.)


4- İlk yazma girişimim 1.sınıfta, yazmayı öğrendikten epeeeey kısa süre sonra sonraydı. Aslında yeni bir kurgu değildi, en sevdiğim çizgi filmin yeniden anlatımı denebilirdi ve ablamın dediğine göre tek bir A4 sayfasında 20 kere "ve" kullanmıştım. Tamam belki bir Masal değildim ama benim de yaptığım denemeleri, yazıp çizdiklerimi arka arkaya koysak buradan Roma'ya tek şerit de olsa bir yol yapardım hani. Ama bütün yazdıklarım içinde (ve hatta çizdiklerim içinde) İmza: Her Şeyde İyi Olan Kız içinde hiçbir fantastik olay-kişi-kurgu içermeyen ilk hikâyeydi.

(SPOILER: Tek ya da son olmayacak B-) )



5- Kitabın kapağını ve içindeki bütün çizimleri ben yaptım. Zaten eğer dikkatli bir göze sahipseniz kapaktaki çizimin kintsugi alıntısındaki çizimin üzerinde oynanmış hali olduğunu yakalamışsınızdır. (Üstteki görselde de sağda en altta duran çizim) Açıkçası şahane ya da hatasız çizdiğimi düşünmüyorum. Çizdiğim zaman bile baktığımda düzeltilmesi gereken yerler olduğunu görebiliyordum. Ama ne ben ne de Masal kusursuzuz. Masal'ın Ayaz'a yazdığı mektuptaki kendini tanımla şekli bence onun karakterini anlatan çok önemli bir cümleydi "Bazı şeylerde pek de iyi olamayan arkadaşın, Masal".

Önünde gelişmek için yılları olan, kusursuz çalışmalar yapmayan ve bunun farkında olan bir karakterin elinden çıkan çizimler de en az onun kadar mükemmellikten uzak olmalıydı.

Ha tabii kasıtlı hata yapmadım :D, gördüğüm hataları kasıtlı olarak düzeltmedim. Ne çizimlerde ne de alıntılarda.

Ben anlatmak istediklerimi daha iyi anlatabilirdim.

Ama Masal hikâyemizin başladığı noktada artık kendi hatalarını düzeltemezdi.

Bu benim gibi takıntılı bir anlatıcının tutarlılık adına hikâyede tutmak istediği mikroskobik ayrıntılardan biriydi :D

37 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör